fbpx

YouTube kitlelerin ilgisini çekmeyi başarınca kitlelere ulaşmak isteyen politikacılar için de önemli bir hal almaya başladı. Özellikle, 2008’deki ABD Başkanlık Seçimlerinde YouTube da pozitif etkisiyle dikkatleri üzerine çekti.

Demokrat Parti’nin başkan adayı Barack Obama için ciddi bir sosyal medya kampanyası yürütüldü ve bunun önemli bir bölümü YouTube’da gerçekleşti. Kampanya sürecinde kurulan MyBO web sitesi ile taraftarların Obama’ya destek veren içerik üretmeleri için bir alan oluşturuldu. Sadece burada Obama destekçileri tarafından yaklaşık 400 bin video üretilerek, YouTube’a yüklendi. Çok sayıda blog oluşturularak da yazılı içerik oluşturuldu. MyBO ile başarılı bir “wikinomi” örneği sergilendi.

Sadece sosyal medya uzmanları değil, siyaset bilimciler ve sosyologlar da Obama’nın başarısında sosyal medyanın ve bunun önemli bir parçası olan YouTube’un etkisini görmezden gelemedi. YouTube, sadece ABD’de değil İngiltere, Fransa, İtalya ve Türkiye’de de politik çalışmalarda önemli bir araç haline bu dönemde gelmeye başladı.

Ancak sosyal medya ve YouTube herkese koltuk kazandırmadı, pek çok politikacı içinse kâbusa döndü. YouTube, 2006 seçimlerinde ABD’deki yarışta Cumhuriyetçi senatör Georges Allen’in en büyük sorunu haline dönüştü. Allen’in ırkçı açıklamalar yaptığı öne sürülen ve YouTube’ta kamuoyuna paylaşılan görüntüleri nedeniyle seçimleri kaybettiği değerlendirmesi çokça yapıldı.

Politikacılar için sadece YouTube değil genel anlamda sosyal medya artık çok önemli bir hale geldi. Kimi adaylar sosyal medyayı iyi kullanabildikleri için seçilmeyi başarırken, kimileri de başarısızlıkları nedeniyle koltuklarından oldular. İşte bu nedenle seçim kampanyaları ve propaganda çalışmalarında bütçenin büyük bölümü artık sosyal medya için ayrılmaya başladı. Bu noktada artık tüm politikacıların ve siyasi partilerin ciddi bir sosyal medya bilincine sahip olması gerekiyor.

YouTube, bloglar ve daha demokratik bir dünya

Sosyal medya ile dünya çok daha güzel bir yer! YouTube, bloglar ve diğer sosyal mecralar dünyayı çok daha demokratik hale getirdi.

Demokrasinin olmazsa olmazlarından “eşitlik”, medyada nispeten “sosyal medya” ile mümkün olabildi. Eskiden belirli kişiler gazetelerde, televizyonlarda veya radyolarda söz sahibi olabilirken artık herkes, en azından teorik olarak, söz söyleme şansına sahip! Sosyal medyada dinleyici bulmak da çok zor değil.

YouTube özelinde, sosyal medyanın dünyayı daha demokratik bir yere dönüştürdüğüne güzel bir örnek, ABD’deki “Wall Street’i İşgal Et” (#OccupyWallStreet) eylemleri gösterilebilir.

ABD’de başlayan ve kısa sürede Avrupa ile dünyanın pek çok bölgesine sıçrayan bu eylemler, ilk başladığında ana akım televizyonlarda görünmeyeceğini düşünerek polis aşırı güç kullanma yoluna gitmişti. Tabi bunu yaparken olacakların bu noktaya geleceği tahmin edilmemişti. Çünkü polislerin yaptıkları yanlış uygulamalar ve orantısız güçle ilgili sahneler, kameraya alınmış ve videolar değişik ellerden YouTube ve benzeri video paylaşım siteleri aracılığıyla ülke çapına yayılmıştı. Eylemcilerin sosyal medya olanaklarını kullanması onları görünür hale getirmiş, eylemlerin kamusal bir mesele ve sorun haline gelmesini sağlamıştı.

Ana akım medya artık göstericileri tamamen görmezden gelemiyordu. Bunun yerine onların marjinal olduklarına toplumdan kopuk bir diğer tabirle birkaç serseri olduğuna vurgu yapılıyordu. Ama diğer yandan ise eylemlere katılım artıyor, toplumun değişik kesimlerden destekler geliyor ve ana akım medyanın söyledikleri dışında bir kamuoyu oluşuyordu. Nihayet olaylar, birçok ünlü kişinin de desteğini alan bir yapıya bürünmüş ve eylem artık bir sonraki aşamaya terfi etmiştir. Bu aşamada artık eylemler meşruiyet kazanmıştı. Yani yapılan eylemlerin haklı dayanakları olduğu birçok kesim tarafından kabul görmeye başlamıştı.

Medyanın demokratikleşmesi sadece toplumu değil, bireyleri de fırsat eşitliğinde daha fazla yaklaştırdı. Yetenekleriniz mi, düşünceleriniz mi var? Ve bunları insanlara ulaştırmak, şöhretin kapılarını aralamak mı istiyorsunuz? Bunun için eskiden medya tekellerini ikna etmeniz gerekirdi ama artık değil!

ABD’li ressam, film yapımcısı ve yayıncı Andy Warhol’un “Herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü sosyal medya ile artık çok daha olası. Ümit Sanlav “Sosyal Medya Savaşları” adlı çalışmasında bu durumu, “Gençler YouTube sayesinde bunu eskisine göre çok daha kolay başarıyor. YouTube üzerinden video çekip göndermenin, gençler arasında hobiden çok bir yaşam tarzına dönüştüğünü görüyoruz. Türkiye’de Öykü ve Berk kardeşler, Sefa Topsakal gibi isimler şöhret basamaklarını YouTube sayesinde çıkarken, yurt dışında da bugün dünyayı kasıp kavuran Justin Bieber ve Rebecca Black gibi YouTube yıldızları doğdu” diyerek özetliyor.

Okan Yüksel

Medya Akademi kurucusu Okan Yüksel; Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü.

Dijital pazarlama ve sosyal medya alanlarında birçok ödülün sahibi olan Okan Yüksel, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının sosyal medya ekiplerinde yer aldı. Birçok ulusal ve uluslararası medya kuruluşunun sosyal medya hesaplarının kuruluşunu, yönetimini koordine etti.

Al Jazeera, Anadolu Ajansı gibi medya kuruluşlarının yanı sıra T.C. Başbakanlık ve Millî Savunma Bakanlığı gibi kurumlarda sosyal medya danışmanı ve sorumlusu olarak görev aldı.

Okan Yüksel’in Türkiye'deki pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” ile “YouTube ve Video Blog Rehberi” adlı kitapları bulunmaktadır.

Okan Yüksel, halen "Türkiye'nin yeni medya okulu" Medya Akademi'nin koordinatörlüğünü sürdürmektedir. Medya Akademi, 2015'ten bugüne dijital pazarlama ve sosyal medya alanında Türkiye'nin öncü eğitim ve danışmanlık şirketleri arasında yer almaktadır.

https://www.okanyuksel.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X